Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanlığı görevine ilk defa bir Türk parlamenter, Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu seçildi.
İnsan haklarının korunması başta gelmek üzere, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, ulusal yasaların birbirine uyumunun sağlanması, doğal zenginliklerin ve kültürel mirasın korunması gibi etkinlikleri olan ve 1949 yılında kurulan Avrupa Konseyi’ne Türkiye de 1949 yılında üye oldu.
Türkiye’nin kurucu üye sıfatıyla bulunduğu Avrupa Konseyi’nin Parlamenterler Meclisi’ne bugüne kadar hiçbir Türk parlamenterin seçilmemiş olması bir eksiklik sayılsa da bugün 47 ülkeyi ve 800 milyon kişiyi temsil eden böylesi devasa kuruluşun başında bir Türkün olması ‘Ben Türküm diyen” herkesi gururlandırmaktadır.
Sayın Çavuşoğlu’nun seçilişini bu makama “ilk kez bir Türkün seçilmiş olması” şeklinden ibaret görmemek gerekir. Avrupa Konseyi’nin demokratik rejimle yönetilen ülkeleri bir araya getiren bir kuruluş olması, hakları ihlal edilen üye ülke insanlarının son umut olarak kapısını çaldıkları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini bünyesinde barındırması; mahkeme yargıçları ile Avrupa İnsan Hakları Komiseri’ni ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ni de AKPM tarafından seçiliyor olması çok önemlidir.
AKPM, Avrupa ülkelerinin demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti normlarını ölçüyor. Bir ülkenin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınmasına karar verebiliyor. Avrupa Konseyi üyesi ülkelerdeki seçimleri denetliyor. Çok sayıda siyasal, hukuksal, ekonomik ve toplumsal konuda raporlar hazırlayıp, kararlar alıyor. Sayın Çavuşoğlu’nun Müslüman kimliği de göz önüne alındığında, özellikle 11 Eylül olayları sonrasında başta ABD ve Avrupa’da hâkim olan “her Müslüman’ı potansiyel terörist olarak görme” anlayışının Avrupa’daki değişimi olarak bakmamız gerekir. Avrupa’nın başına bir Türkün seçilmiş olması, Avrupa’da yaşayan ve sayıları 5 milyona yaklaşan Türkler için de gurur sebebidir. Bunun da ötesinde istenirse bir Türkün Avrupa’da nerelere seçilebileceği konusunda referans olmuş ve çıta en yüksek yere çekilmiştir. Önce, bir Türk olarak Ekmelettin İhsanoğlu’nun İslam Konferansı Örgütünün Genel Sekterliğine seçilmesi, ardından Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanlığı görevini devralması ve son olarak da AKPM Başkanlığına bir Türkün seçilmiş olması, Türkiye’nin üye olduğu kuruluşlarda ne derece etkili bir güce sahip olabileceğini gösteriyor. Bu yüzden Türkiye’nin AB üyesi olmasından “asimile olmak” endişesiyle asla korkmamamız aksine üye olarak Türkiye’nin dünyadaki etkinliğini artırmamız gerekiyor. Korkmayın! Daha çok güzel günler göreceğiz inşallah!
|