Selam değerli okuyucular Euroder’de bu ikinci köşe yazımla tekrar sizlerin karşısındayım. Öncelikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nızı kutluyorum. Bu yazımda dernekleri ve bölgemizdeki siyasi gelişmelerden kısa kısa söz edeceğim. Derneklerin durumundan ve siyasi oluşumlardan. TJB-NRW’DE YENİ OLUŞUM Bilindiği üzere Kuzey Ren Westfalya Eyaleti’nde (KRV)’de hizmet veren ilk ve tek Türk Gazeteciler Birliği, yeni yönetim kurulunu seçti. Hararetli geçen genel kurul sonunda herkes mutlu oldu. Bölgedeki gazeteciler adına sevindirici gelişmeler yaşandı. Birliğin başına deneyimli Gazeteci Milliyet, Radikal ve Fanatik Gazetesi’nin Bölge Temsilcisi Recai Aksu getirildi. Aslında bu tüm gazetecilerin özlediği ve arzuladığı bir tablo idi. Ne kadar bu tabloda bazı isimler geride durmak isteselerde, yinede hoş bir resim çıktı ortaya. TJB-NW yeni yönetimi ciddi hazırlıklar içerisinde. Değişik ve yararlı projeler ile çok yakında sahnede olacaklar. Derneğin temel taşları da yeni yönetimi yakından takip ediyorlar. Bölgemiz için hayırlı olsun. BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU Ara başlığı okuyupta yemek tarifi vereceğimi filan düşünmeyin sakın. Tam tersi sosyal yaşamdam size bir takım notlar aktaracağım. Bölgemizde bir çok yöresel ve yardım dernekleri bulunmakta.1 yılda 365 gün var. Acaba merak ediyorum bu dernekler bu 365 günün kaç günü üyelerine hizmet veriyorlar. Bazı gazeteci arkadaşlarımızında köşe yazılarında eleştirilerine katılmamak elde değil. Adı...kültür ve dayanışma derneği veya yardım sevenler derneği olan bu derneklerin esas amacı ne acaba? 1 yılda 365 gün var dedik. Görüyoruzki 365 günün 2 günü aktif geçiyor. Geceye hazırlık ve gece. Geri kalan günlere baktığımız ciddi anlamda bir çalışma maalesef yok! Kutsal Ramazan ayı boyunca verilen iftar yemeklerini de hizmet olarak değerlendirirsek.dernekler neredeyse 300 gün yatıyorlar. Son günlerde derneklerimizde bir de ‘’ dergi ‘’ yayınlama merakı başladı. Yakında bir dernek çıkarda TV kanalı kurarsa şaşmayın. Gelelim derneklerin adı kültür olan, ancak kültür mantarı görünümü veren geleneksel gecelerine. Önce bir okuyalım kültür ne demekmiş. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, kültür (ekin, eski dilde hars) kavramının tanımı şu şekildedir: Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü demekmiş. Buradan ne anlıyoruz peki biz şimdi? Adı kültür gecesi olan bu tür organizasyonların, sanatçılara para kazandırmaktan başka bir icraat olmadığını görüyoruz. Yani biz bu gecelerde gelecek nesillere bişeyler iletmek yerine, ellerindekini de alıyoruz. Oysaki yöresel bir dernek kendi kültürünü buradaki insanlara ne iyi şekilde öğretmelidir. Derneklerin yayın organları dergilerde boy boy yönetici fotoğraflar yerine, buradaki kültür faaliyetlerinin yer alması, gençlerimizi ve çocuklarımızı özendirici yazıların yer alması daha yerinde olacaktır. Geleneksel kültür gecelerinde ses sanatçılarına verilen paralar ile, kültürel faaliyetlere daha çok yer verilebilir. Birde bu gecelerde, kendi kendilerine ‘’ plaket ‘’ verme törenleri artık son bulmalı. Özellikle görevi kamuyu bilgilendirmek olan biz gazetecilere plaket verilmesini de doğru bulmadığımı belirtmek istiyorum. Plaket, verilecek insanların ciddi anlamda derneğe katkı sağlaması lazım ki, o zaman plaket verilsin. Derneğin haberlerini yayınlıyor diye bir gazeteye veya muhabire plaket verilmez. Üstüne üstelik bu plaket törenlerini doğru düzgün yapamayanlarda yok değil hani. Birine verip diğerine vermemek gibi. Dernekçilik sisteminin artık değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Uyum adına çalışmalar yapan, Türkiye’deki çocukları değil buradaki çocuklara burs imkanı veren. Proje hazırlayan dernekçilik anlayışı benimsenmeli. Son yıllarda bölgenin en güçlü derneklerinden Karabük-Yeniceliler Derneği’ni de takdir etmeden geçemeyeceğim. Dernek kültürel anlamda çalışmaalrı en iyi şekilde yürütmeye çalışan örnek bir dernek. Karabük-Yeniceliler Derneği, Gladbeck’de satın aldıkları dernek binası ile kendi mekanlarına kavuştular. Buda bölgede bir ilk zaten. Darısı diğer derneklerin başına diyoruz. Almanya Zonguldak Kültür ve Dayanışma Derneği de yeni yönetimini belirledi. Derneğin başkanı siyasi bilimler fakültesi mezunu deneyimli dernekçi iş adamı Erol Yukarıbaş oldu. Yukarıbaş, AB standartlarında bir dernek olabilmesi için harıl harıl çalışıyor. Çok ciddi projeleri var. Şehir şehir dolaşarak derneğin teşkilatlanmasını sağlamaya çalışıyor. Aldığım bilgiye göre, geleneksel gecelerin haricinde. Bir hafta sürecek yaz şenliği programı hazırlıkları da sürmekte. Yukarıbaş, Zonguldak Lobisi oluşturmakta kararlı görünüyor. UYUM BU MU? Almanya’da ‘’ Uyum ‘’ diye değim aldı başını gidiyor. Zaman zaman kim bu işe uyuyor kim uymuyor tartışmaları vs... Almanya’da yaşayan bu dili konuşan biz Türkler her zaman karşı taraftan bir şeyler bekliyoruz. Söylemlerimizde dışlanıyoruz gibi basit savunmalar ile bir çıkış arıyoruz. Oysaki uyum alanında ne kadar gayretli olduğumuz tartışılır. Bu tür söylemlerin sözde değil gerçekten uygulanması lazım. Kaza bela olmassa Ağustos aylarında Almanya’da yerel seçimler olacak. Değişik şehirlerde, değişik partilerde Türk kökenli adaylarımız yer almakta. Bu adaylarımız bulundukları partilere yıllardır emek vermişler. İşin mutfağından gelmiş insanlar. Örneğin Dortmund şehrinde SPD’nin Borsigplatz adayı Volkan Baran, yıllardır bu partinin içerisinde ve partisinde ciddi bir konumu var. Bu yerel seçimlerde de SPD tarafından Borsigplatz semtinde belediye meclisine aday gösterildi. Baran, ekibi ile brlikte hummalı bir çalışma içerisinde. Kendisinin de yaşadığı semtte güzel işler yapmak istiyor. Vatandaşlarla yaptığımız sohbetlerde kendisine büyük bir destek var. Ancak, son günlerde kulağımıza gelen bir duyum var. Hem bizi üzdü hemde bu mu uyum dedirti. Dortmund’da kendi siyasi partilerinde beceriksiz olan bazı gruplar, bağımsız Türk listesi diye bir şey atmışlar ortaya. Pes doğrusu!!! Elinizde Volkan Baran gibi genç, deneyimli pırıl pırıl bir insan varken bu liste neyin nesi? Olayı araştırdım. Bunun hiçde birilerinin hizmet yapmak için oluşturduğu bir liste olmadığını gördüm. Bu arkadaşlarımız Türk listesi hazırlıyorlar. Ne güzel. Peki Yunanlı, İtalyan’da liste hazırlamaya kalkarsa ne olur? O zaman bölücülük olmaz mı? Olur. Alman devleti sana seçme ve seçilme hakkı vermiş. Gel sen bağımsız liste oluştur. Olacak iş mi bu? Geçmiş dönemlerde Türk Partisi kurmak isteyenlerde çıkmıştı. Fakat başarılı olamamışlardı. Yıllardır uyum adına çalışmalar yürüten bu devlete yazık değil mi? Uyum için milyonlarca euro harcadılar, hala da harcıyorlar. Arkasında bir parti desteği olmadan mecliste ne gibi yaptırım güçleri olacak bu kişilerin merak ediyorum. Birilerinin kişisel kompleklerini tatmin edeceksek eğer, herkes bir liste oluştursun meclise girsin o zaman. Aklınızı başınıza toplayın beyler. Demokrasiyi bu kadarda oyuncak zannetmeyin. Kurduğunuz liste, alışveriş listesi değil. Binlerce insanı temsil edecek bir liste! Benim size tavsiyem bu hayali vakalardan vazgeçin. Kendi siyasi partilerinizde mücadeler edin. Siz böyle eve kapıdan girmek yerine, bacadan girmeye çalışıyorsunuz. Bu tür oluşumlar hem uyuma zarar verir, hemde Türklere bunu unutmayın sakın!!! Değerli okuyucular, Almanya’da yaz geldi. Havaların sıcağına aldanmayın sakın. Sağlığınıza çok dikkat edin! Ani hava değişimleri çok tehlikeli olabiliyor. Şimdilik hoşçakalın diyorum. Bir daha ki yazımda görüşmek üzere HOŞÇAKALIN...
|